Oruç, insana sabır ve
tahammülü öğretir. Hayat içerisinde zahmetle
rahmet, acı ile tatlı, mihnet ile nimet bir arada bulunur. Çoğu kere
nimet
ve rahmete ulaşmanın yolu zahmet ve mihnetlere katlanmaktan geçer. Bu
yönüyle
sabır ve tahammül, başarı ve zaferin anahtarıdır. Oruç insana hayatın
gerçek
yüzünü ve hedefini gösterir. Hayata anlam ve bütünlük katar. İnsanın
davranışlarına
yön verir ve derinlik kazandırır. Böylece insana dünyayı nefsanî
arzularının
değil, hakikatin gözüyle görmeyi öğretir. Oruç bizi tutsak eden,
gönlümüzü
katılaştıran tabiat ve alışkanlıkların zincirini kırar.
Oruç
ibadetini yerine getirmek için
belirli bir mekana ihtiyaç yoktur.
Bu bize, mekandan münezzeh olan Yüce Allah'ın, ilmiyle her yerde hazır
ve nazır olduğunu, üzerimizde bizi takip eden bir nazar olduğunu
hatırlatır.
Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: "İhsan Allah'a O'nu görüyor
gibi kulluk etmendir, her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni
görmektedir."
(Buhârî, İman, 37)
Oruç şuuru, insan hayatına bütünlük kazandırır. Nerede olursa olsun
insan, hareket ve davranışlarını kontrol eder. Bu anlayışa sahip olan
bir
insan Yüce Allah ile sürekli ve sıcak bir diyalog kurmuş olur. Böylece
insan inançta, düşüncede, duyguda ve eylemde hep güzele yönelir.
Oruçlu, Yüce Allah'ın huzurunda vicdanıyla baş başadır. Oruç dışarıdan
görüntülenebilen bir ibadet değildir. Bu nedenledir ki, oruçta riya
olmaz.
Oruç insana bir ruh disiplini sağlar ve iradesini güçlendirir. Böylece
zorluklara tahammül etmek ve başarıya ulaşmak kolaylaşır. İnsana
nefsanî
ve şeytanî dürtülere karşı mukavemet, zorluklara ve kötülüklere karşı
direnç,
iyilik ve güzelliklere karşı da istek ve hassasiyet kazandıran güçlü
bir
irade, aştığı her engelin, yendiği her güçlüğün sonunda daha da
kuvvetlenir.
Oruçlu katlandığı mahrumiyet sebebiyle dikkatini önce kendi nefsine
yöneltir. Kendisini keşfeder, hatalarını fark eder ve tevbe ederek
Rabb'ine
yönelir. Böylece oruç etkili bir nefis terbiyesi sağlar.
Oruçlu, öte yandan dikkatini bu mahrumiyeti sürekli yaşayan yoksullara
çevirerek cemiyete yönelir ve yardım elini ihtiyaç sahiplerine uzatır.
Oruç kalpleri yumuşatarak merhamet duygularını coşturur. Yardımlaşma ve
dayanışmaya vesile olan oruç, sosyal barışı ve kardeşlik duygularını
pekiştirir.
Oruç, herkesten ayrı ve tek başına tutulabilir. Bu gösterir ki, dünyada
inanan ve ibadet eden tek kişi kalsa da, inancının gereğini yerine
getirmelidir.
Oruçlunun orucunu kasten bozduğunda kendisini keffaretle
cezalandırması,
onu hakikat karşısında, kendi aleyhinde olsa bile adil ve doğru
davranmaya
sevk eder.
Oruçlu, mahrumiyetlere katlanmasına, yeme ve içme ihtiyacına rağmen
orucunu bozmamaktadır. Bu anlayış insana, hakikati her şeyin üzerinde
tutma,
müdafaa etme ve onun uğruna risk alma cesareti verir, ayrıca Allah
rızası
için feragatte bulunmayı öğretir.
Oruç kötü alışkanlıklardan
kurtulmak ve iyi alışkanlıklar kazanmak için
çok önemli bir fırsattır. Alışkanlıkların insan hayatı üzerinde büyük
bir
tesiri vardır. Yakasını bir kere kötü alışkanlıklara her nasılsa
kaptıran
bir adam, artık kendisini onların tesirinden kurtarmak için kuvvetli
bir
iradeye sahip olmalıdır. Şeytanın insanları kötü alışkanlıkların
tuzağına
çekmek için en çok kullandığı iki yol, mide ve şehvettir. Oruçla
şeytanın
bu iki tesir yolu da kapatıldığından âdetâ eli-kolu bağlanır.
Ana Sayfa