Hadis No: 0645 Ravi: Muhammed ?bnu ?ihab ez-Zühri
Bana Abdurrahman ?bnu Abdillah ?bni Ka'b ?bni Malik nakletti: Abdullah ?bnu Ka'b -ki babas? Ka'b gözlerini kaybetti?i zaman karde?leri de?il, kendisi babas?na rehberlik etmi?ti- kavmi içinde Resulullah (sav)'?n ashab?n?n hadislerini en iyi bilen ve en iyi ö?renmi? olan?yd?. Abdullah dedi ki: "Babam Ka'b ?bnu Malik'in, Resulullah (sav) Tebük seferine ç?kt??? zaman, sefere kat?lmay??? ile ilgili hikayeyi kendisinden dinledim. ?öyle anlatm??t?: "Ben Tebük gazvesi hariç Resulullah (sav)'?n ç?kard??? gazvelerden hiçbirine kat?lmamazl?k etmemi?tim. Gerçi Bedir gazvesine i?tirak etmedim. Ancak buna kat?lmayanlardan kimseyi Resulullah (sav) k?namad?. O seferde Resulullah (sav) ve Müslümanlar sava?? de?il, Kurey?'in kervan?n? ele geçirmeyi dü?ünüyorlard?. Ne var ki Cenab-? Hakk bunlarla dü?man? beklenmedik anda kar?? kar??ya getirdi. Ben Akabe gecesinde ?slam'la mü?erref olup ilk andla?may? yapt???m?z esnada Resulullah (sav)'la beraberdim. Ben Akabe'de haz?r bulunmay? Bedir'de haz?r bulunmaya de?i?mem, halk Bedir gazas?n? Akabe biat?ndan daha çok ansa da. Benim Tebük seferinden geri kal???mla ilgili habere gelince, gerçekten ben hiçbir zaman, o s?radaki kadar güçlü ve zengin olmam??t?m. Allah'a kasemle söylüyorum, daha önce hiçbir zaman devem olmam??t?. Ama o gazve s?ras?nda iki tane binmeye mahsus devem vard?. Bir de Resulullah (sav) gazaya niyet etti mi mübhem ifadeler kullanarak as?l hedefi belli etmezdi. Fakat bu gazvede öyle yapmad?. Çünkü Tebük seferi çok s?cak bir mevsimde oluyordu. Uzak bir seferi ve tehlikeleri göze alm??, büyük bir dü?man? hedef edinmi?ti. Müslümanlar gazve haz?rl?klar?n? tam yaps?nlar diye durumu bütün ciddiyetle aç?klam??, gidecekleri istikameti gizlemeksizin bildirmi?ti. Resulullah (sav)'a sefere kat?lacak Müslümanlar pek çoktu. Askerlerin künyelerini kay?t defreti alm?yordu. Kay?t defterinden maksat künyelerin yaz?ld??? divand?r." Ka'b (rivayetine devamla) der ki: "Pek az kimse gözden kaybolmay? (kat?lmamay?) arzu ediyordu. Bunlar da vahiy gelmedikçe, gizlendikleri, Resulullah (sav) taraf?ndan bilinilemiyece?ini zanneden kimselerdi. Bu gazve, tam meyvelerin erdi?i, gölgelerin iyice tatl?la?t??? bir zamana rastlam??t?. Ben de meyve ve gölgeye dü?kün bir kimseydim. Resulullah (sav) ve Müslümanlar yol haz?rl??? yapt?lar. Ben de onlarla yol haz?rl??? yapmak üzere sabahleyin evden ç?kar (karars?zl?k içinde) hiçbir ?ey yapmadan geri dönerdim. Kendi kendime: "Bu da bir ?ey mi, dilersem haz?rl??? çabucak yapabilirim" diye teselli olur, avunurdum. Bu hal böylece devam etti. Öyle ki, ba?kalar? ciddi dddi haz?rl???n? tamamlam??t?. Resulullah (sav) ve Müslümanlar yola ç?kt?lar. Ben hala hiçbir haz?rl?k yapmam??t?m. Yine haz?rl?k için gittim geldim ama bir ?ey yapmaya bir türlü elim varm?yordu. Bu hal de sürgü gitti. Askerler sür'atle yol ald?lar. Gazve elimden kaçt?. Yine de yola ç?k?p onlara kavu?may? dü?ündüm. Ke?ke bunu yapsayd?m. Bana bu da nasib olmad?. Resulullah (sav) Medine'den ayr?ld?ktan sonra halk?n aras?na ç?k?nca gördü?üm bir husus beni üzmeye ba?lad?: Çar?? pazarda benim gibi kalanlar meyan?nda gördüklerim ya münaf?kl?k damgas?n? yemi? olanlard? veya zay?fl?klar? sebebiyle Cenab-? Hakk'?n mazur addetti?i kimselerdi. Öte yandan Resulullah (sav) da beni Tebük'e var?ncaya kadar hiç anmam??. Orada kalabal???n aras?nda otururken: "Ka'b ?bnu Malik ne yapt?, (ondan ne haber var?)" diye sormu?. Benü Seleme'den birisi: "Ey Allah'?n Resulü, onu, yak???kl? iki elbisesi ve çal?mla iki taraf?na bakmas? (Medine'de) hapsetti" demi?. Muaz da ona ?u cevab? vermi?: "Ne kötü konu?uyorsun. Ey Allah'?n Resulü Allah'a kasem olsun Malik hakk?nda hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyoruz" demi?. Resulullah (sav) sükut buyurmu?lar. Resulullah (sav) bu durumda iken, uzaktan beyazlara bürünmü? bir adam?n siluetini görür ve: "Bu gelen Ebu Heyseme olmas?n!" der. Gerçektende o Ebu Heyseme el-Sari'dir. Yani, sefer haz?rl??? s?ras?nda bir sa'l?k hurma verdi diye münaf?klar?n birbirlerine ka?-göz ederek istihza ettikleri zat." Ka'b (sözlerine devamla) der ki: "Resulullah (sav)'a Tebük'ten ayr?l?p yola ç?kt??? haberi bana ula??nca keder ve üzüntüm tekrar artt?. Bir yalan haz?rlamaya ba?lad?m. "Yar?n, Resulullah (sav)'?n öfkesinden, ne söyleyerek kurtulabilirim?" diyordum. Bu hususta ailemde akl?ba??nda herkesin fikrine müracat ediyordum. Resulullah (sav)'?n gelmesi yakla?t? dendi?i zaman benden yanl?? dü?ünceler zail oldu. ?yice anlad?m ki, hiçbir yalan asla beni kurtaramaz. Do?ruyu söylemeye karar verdim. Derken Resulullah (sav) bir sabah Medine'ye geldiler. O, bir seferden dönünce ilk i? olarak mescide u?rar, iki rek'at namaz k?lar, ondan sonra halka görünürdü. Bu geli?inde de namaz?n? k?l?p halk? kabul etmeye ba?lay?nca sefere kat?lmay?p geride kalanlar gelip özür dilemeye, özürleri hususunda inand?r?c? olmak için yeminler etmeye ba?lad?lar. Bunlar seksen kadar erkekti. Resulullah (sav) onlar?n özürlerini kabul ediyor, onlardan beyat al?yor, olara isti?farda bulunuyor, i?lerini Allah'a havale ediyordu. Ben de geldim. Selam verdim. Selam?m? i?itince öfkeli öfkeli tebessüm etti ve "Gel" dedi. Yakla?t?m ve önüne oturdum. "Niye geride kald?n, sen (Akabe'de) biat edip itaati s?rt?na alm?? de?il miydin?" dedi. Ben ?u cevab? verdim: Evet ey Allah'?n Resulü! Ben senin de?il de dünya ehlinden bir ba?kas?n?n yan?nda oturmu? olsayd?m, inand?r?c? bir özür söyleyip, mutlaka öfkesini gidererek yan?ndan ayr?l?rd?m. Çünkü, Allah bana yeterli bir ifade gücü vermi? bulunmaktad?r. Ancak, Allah'a kasem olsun kesinlikle inan?yorum ki, bugün sizi, benden raz? k?lacak bir yalan söylesem çok geçmeden Allah sizi bana öfkelendirecektir. Size do?ruyu söylesem bana k?zacaks?n?z, Ama ben de o hususta Allah'tan af dilerim. Gerçe?i söylüyorum, kasem olsun hiç bir özrüm yoktu. Vallahi ba?ka hiç bir vakit, sizden geri kald???m zamanki kadar güçlü ve zengin de?ildim." Benim bu itiraf?m üzerine Resulullah (sav): "??te bu do?ru konu?tu" dedi ve bana da: "Kalk, Allah senin hakk?nda hükmedinceye kadar bekle!" buyurdu. Ben de kalkt?m. Benü Seleme'den bir k?s?m insanlar da ko?arak beni takip ettiler ve bana: "Allah'a kasem olsun bundan önce herhangi bir günah i?ledi?ini bilmiyoruz. Sava?tan geri kalan di?erlerinin yapt??? gibi Resulullah (sav)'?n senin için yapaca?? isti?far bu günah?n? affettirmeye yeterdi" dediler." Malik (devamla) ?unlar? anlatt?: "Sonra: Benim vaziyetime dü?en ba?ka biri var m?? diye sordum. "Evet iki ki?i daha t?pk? senin gibi itirafta bulundular. Onlara da sana söylenen söylendi" dediler. "Mürare ?bnu'r-Rebi el-Amiri ile Hilal ?bnu Ümeyye el-Vak?fi (ra)" dediler. Bana çok salih iki ki?i zikretmi? oldular. Bunlar Bedir gazvesinde bulunmu?, nümune-i imtisal ki?ilerdi. Bunlar?n ismini duyunca, geri gidip özür beyan etme fikrinden vazgeçtim. Derken Resulullah (sav), Müslümanlara gazveye kat?lmayanlardan sadece üçümüzle konu?may? yasaklad?. Bunun üzerine halk bizden çekindi ve yüz çevirdi. Öyle ki yeryüzü bana yabanc?la?t?. Dünya, önceden bilip tan?d???m dünya olmaktan ç?kt?. Bu minval üzere elli gece geçirdik. Di?er iki arkada??m, halktan uzakla??p evlerinde oturup a?layarak vakit geçirdiler. Onlardan daha genç, daha güçlü olan ben d??ar? ç?k?yor, namazlara kat?l?yor, çar?? pazar dola??yordum. Ama kimse benimle konu?muyordu. Bazan namazdan sonra, ashab?yla oturmakta olan Resulullah (sav)'a u?ray?p selam veriyordum. ?çimden, "Acaba, benim selam?m? alarak dudaklar?n? k?p?rdat?r m??" diye kendi kendime sorard?m. Sonra yak?n?na durup namaz k?lar, göz ucuyla da ona bakard?m. Namaza durunca bana bakt???n? da görürdüm. Ama ben ona yönelecek olsam derhal benden yüzünü çevirirdi. Müslümanlar?n cefas?ndan çekti?im bu izd?rapl? hal uzay?nca bir gün dayanamay?p gittim. Ebu Katade'nin bahçe duvar?n? a?t?m.O amcam?n o?lu idi ve herkesten çok severdim. Yan?na var?nca selam verdim. Hayret! Vallahi selam?m? almad?. Kendisine: Ey Ebu Katade, Allah a?k?na söyle. Allah ve Resulü'nü sevdi?imi bilmiyor musun? dedim. Sustu, cevap vermedi. Tekrar Allah a?k?na diye yemin verdim, yine konu?mad?. Üçüncü sefer Allah ad?na yemin verdim. Bu defa: "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dedi. Bunun üzerine gözlerimden ya? bo?and?. Geri döndüm, duvar? a?t?m." Ka'b hikayesine devamla der ki: "(Bir gün) Medine çar??s?nda yürürken Medine'ye bu?day satmaya gelmi?, ?am ahalisinden Nabati bir fellah: "Ka'b ?bnu Malik'i bana kim gösterecek?" diyordu. Halk beni ona gösterdi. Adam bana yakla?t?. Gassan Kral?'ndan bir mektup getirdi. Ben okuma-yazma bilirdim, hemen okudum. Mektupta ?öyle diyordu: "Bana gelen habere göre arkada??n sana s?k?nt? veriyormu?. Allah seni hakaret görmek, s?k?nt? çekmek için yaratmad?. Bize gel, sana iyi davranal?m." mektubu okur okumaz: "Bu da bir ba?ka bela" dedim. Tand?ra götürüp att?m ve yakt?m. Nihayet bu (bo?ucu) elli günden k?rk? geçmi?, (hakk?m?zda) vahiy de gecikmi?ti. Aniden Resulullah (sav)'?n elçisi geldi. Bana: "Resulullah, han?m?n? terketmeni emrediyor" dedi. Ben: "Bo?ayacak m?y?m, yoksa ba?ka ?ekilde bir terk mi?" diye sordum. "Hay?r, bo?am?yacaks?n, ondan ayr?l, sak?n yakla?ma!" dedi. Resulullah (sav) ayn? haberi di?er iki arkada??ma da göndermi?ti. Han?m?ma: "Ailene dön, onlar?n yan?nda kal, Allah bu meselede bir hüküm bildirinceye kadar da orada bekle" dedim. Hilal ?bnu Ümeyye'nin han?m? Resulullah (sav)'a müracaat ederek: "Ey Allah'?n Resulü, Ümeyye ?bnu Hilal kendini kaybetmi? bir ihtiyard?r, hizmetçisi de yoktur. Ona hizmetini yap?versem bir mahzuru var m??" diye izin istemi?. Ve: "Hay?r, hizmet edebilirsin, ancak sak?n yak?nla?mada bulunma" cevab?n? alm??. Kad?n da: "Hay?r ya Resulallah! Vallahi, zaten onda k?m?ldayacak mecal kalmad?. Vallahi cezaland??? günden ?u ana kadar hiç ara vermeden habire a?l?yor" dedi. Ailemden baz?s? bana: "Resulullah (sav)'a gidip han?m?n, hizmetlerini yap?vermesi için izin istesen iyi olur. Nitekim o, Hilal'in han?m?na hizmet etmesi için müsaade etti" diye tavsiyede bulundu. "Hay?r, dedim, böyle bir talepte bulunmayaca??m. Bana ne diyece?ini nas?l bilebilirim, ben genç bir kimseyim." Böylece s?k?nt?s? daha da artan on gece daha geçirdim. Konu?maktan yasakland???m?z?n üzerinden tam elli gece geçti. Ellinci gecenin sabah namaz?n? evlerimizden birinin dam?nda k?lm??t?m. Ben Allahu Teala'n?n hakk?m?zda belirtti?i o deh?etli hal içinde oturmu? duruyordum. Ruhum s?k?lm??, bütün geni?li?ine ra?men dünya daralm??t?. Sanki bir cendere içerisindeydim. Bir ses i?ittim. Bu, Sel da?? üzerine ç?km?? yüksek sesle ba??ran birinin sesiydi. (Dikkat kesildim: bana sesleniyor ve): "Ey Ka'b ?bnu Malik müjde!" diyordu. Hemen secdeye kapand?m. Hakk?m?zda bir kurtulu?un geldi?ini anlam??t?m. Me?er Resulullah (sav), Cenab-? Hakk'?n bizi affetti?ine dair müjdeli haberi o gün sabah namaz?nda halka duyurmu?, halk da bize müjdelemek üzere ko?u?mu?, baz?lar? da di?er iki arkada??ma gitmi?mi?. Bir zat bana at ko?mu?tu, Eslemli biri de yaya olarak se?irtip da?a ç?km??... Tabii ki ses, attan daha h?zl? yol ald?. Müjdeci sesini duydu?um kimse bir müddet sonra bizzat yan?ma gelince, derhal iki parça elbisemi ç?kanp müjde bedeli olarak kendisine giydirdim. Yemin olsun o gün için ba?ka bir ?eyim yoktu. Emanet iki giyecek te'min ettim, onlar? giyip, Resulullah (sav)'? görmek arzusuyla d??ar? f?rlad?m. Yolda halk grup grup beni kar??l?yor. Cenab-? Hakk'?n aff? sebebiyle tebrik ediyordu. Bu minval üzere Mescid'e geldim. Resulullah (sav) etraf?n? saran ashab?n?n ortas?nda oturuyordu. Beni görünce Talha ?bnu Ubeydillah (ra) kalkt?, bana do?ru ko?up musafaha yapt? ve beni tebrik etti. Yemin olsun, onun d???nda muhacirlerden ba?ka kalkan olmad?." Ka'b onun bu samimi davran???n? ömrü boyu unutmayacakt?r. Ka'b, (sözlerine devam ederek) ?unlar? söyledi: "Resulullah (sav)'a selam verince memnuniyetten ???l ???l, mütebessim bir yüzle: "Müjdeler olsun! Annenden do?al?dan beri ya?ad???n en hay?rl? gününü tebrik ederim" dedi. Ben hemen sordum: "Ey Allah'?n Resulü, bu sizin ba???lad???n?z bir lütuf mu, Cendb-? Hak'tan gelen bir lütuf mu?" "Hay?r, Allah'tan gelen bir lütuf!" dedi. Ka'b, ilaveten dedi ki: "Resulullah (sav)'?n vech-i mübarekleri, sürurlu anlar?nda, bir ay parças? gibi nurlan?r ve parlard?. Biz, bunu derhal anlard?k. Ben önüne oturunca: "Ey Allah'?n Resulü! Mazhar oldu?um bu af sebebiyle ne var ne yok bütün mal?m? Allah ve Resulü'ne ba???l?yorum" dedim. "Hay?r", dedi. "Hepsi olmaz, bir k?sm?n? kendine ay?r, bu senin için daha hay?rl?." "Ey Allah'?n Resulü, biliyorum ki, Allah beni s?dk?mdan, do?ru sözlülü?ümden dolay? kurtard?. Benim tevbemden biri de art?k, ya?ad???m müddetçe hep do?ru söylemek olacakt?r." Allah'a yemin olsun, Resulullah (sav)'a bunu söyledi?im günden beri, do?ru söz hususunda, Allah'?n bana lütfetti?i ihsandan daha güzeline mazhar olan birisini bilmiyorum. Yine Allah'a kasem ederek söylüyorum, Resulullah (sav)'a söz verdi?im günden beri bir kerecik olsun yalan söylemeyi dü?ünmedim. Geri kalan ömrümde de Allah'?n beni yalandan korumasm? diliyorum." Ka'b ?unu da söyledi: "Bizimle ilgili olarak Allahu Teala ?u ayeti indirmi?ti: "And olsun ki, Allah, s?k?nt?l? bir zamanda bir k?sminin kalpleri kaymak üzere iken Peygambere uyan Muhacirler'le Ensar'?n ve Peygamber'in tövbelerini kabul etti. Tövbelerini, onlara kar?? ?efkatli ve merhametli oldu?u için kabul etmi?tir. Bütün geni?li?ine ra?men dünya onlara dar gelerek nefisleri kendilerini s?k??t?r?p Allah'tan ba?ka s???nacak kimse olmad???n? anlayan, (sava?tan) geri kalm?? üç ki?inin tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri için onlar?n tevbesini kabul etmi?tir. Çünkü O, tövbeleri kabul eden, merhametli oland?r. Ey iman edenler! Allah'tan sak?n?n ve do?rularla beraber olun!" (Tevbe, 117-119). Ka'b ?unu da dermi?: "Allah'?ma yeminle söylüyorum, Allah beni ?slam'la ?ereflendirdikten sonra, bana göre, Resulullah (sav)'a söyledi?im do?ru sözden daha büyük bir nimet vermemi?tir. (Allah'?n bana lütfetti?i birinci büyük nimeti ?slam'la mü?erref olmam, ikinci büyük nimeti de Reshulullah (sav)'a, do?ru söz söylememi nasib etmi? olmas?d?r). Aksi takdirde, di?er yalan söyleyenler gibi ben de helak olacakt?m. Nitekim Cenab-? Hak, vahiy indirdi?i zaman, yalan söyleyenler hak?nda, bir kimse için söylenebilecek en kötü ?eyi söylemi?tir. Allahu Teala ?öyle buyurmu?tur: "Döndü?nüzde, kendilerine ç?k??maman?z için, Allah'a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar pistirler. Yapt?klar?n?n kar??l??? olarak varacaklar? yer cehennemdir. Kendilerinden ho?nud olas?n?z diye, size yemin verirler. Siz onlardan raz? olsan?z bile, Allah yoldan ç?km?? fas?k kimselerden raz? olmaz" (Tevbe, 95-96). Ka'b ?unu söyledi: "Resulullah Tebük seferinden döndü?ü zaman, sefere kat?lmayanlar gidip özür diledikleri, Resulullah (sav)'?n da, yemin etmeleri üzerine özürlerini kabul buyurup kendileriyle bey'atla??p, haklar?nda isti?farda bulundu?u kimselerden, biz üç ki?i ayr? tutulmu?, (onlar?n mazhar oldu?u aftan istifade edememi?tik.) Resulullah (sav) bizim i?imizi, Allah hakk?m?zda hükmedinceye kadar tehir etmi?ti. Hakk?m?zda gelen ayette, Cenab-? Hakk'?n: "...geri kalm?? üç ki?i..." sözünden kas?d, sava?tan geri kalmam?z de?ildir, bu geri kal?? Resulullah (sav)'?n hakk?m?zdaki hükmü geri b?rakmas?, yemin ederek özür dileyenlerin özrünü kabul etti?i kimselerden ayr? tutmas?d?r."
Kaynak: Buhari, Vesaya 16, Cihad 103, Menak?b 23, Menak?bu'l-Ensar 43, Me?azi 3, 78, Tefsir, Berae, 17, 18,
Gönder | Yazdır ] | |
|
|
|