Hadis No: 0709 Ravi: Zühri
Urve ve ba?kalar?ndan alm?? olarak Hz. Ai?e'nin ?u rivayetini nakleder: Hz. Ai?e (ra) buyurmu?tur ki: "Resulullah (sav) bir sefere ç?kaca?? zaman kad?nlar? aras?nda kur'a çeker, kur'a kime ç?karsa onu beraberinde sefere götürürdü. Bir sefer s?ras?nda da benim okum ç?kt? ve yolculu?una ben refakat ettim. Bu sefer, örtünme emri geldikten sonra idi. Ben yol s?ras?nda deve s?rt?nda giden bir mahmil içinde ta??n?yordum. Konak yerlerinde de onun içinde iken iniyordum. Resulullah (sav)'?n o gazvesi sona erinceye kadar hep böyle yol ald?k. Nihayet geri döndü ve Medine'ye yak?n bir yerde konaklad?k. Geceleyin bir müddet kald?ktan sonra dönü? emri verildi. Dönü? emri ç?kt??? s?rada ben kalk?p (kaza-y? hacet için tek ba??ma) ordudan ayr?l?p gittim, ihtiyac?m? gördükten sonra bine?ime geri geldim. O s?rada gö?sümü yoklad?m. Yemenin göz boncu?undan yap?lm?? gerdanl???m kopmu?tu. Aramak üzere geri döndüm. Onu aramak beni epeyce oyalad?. Benim bine?imle me?gul olan askerler gelip mahmilimi deveme yüklemi?ler. Zannetmi?ler ki ben mahmilin içindeyim. O zamanlar kad?nlar çok hafifti. Az yedikleri için ?i?man de?illerdi. Askerler mahmilimi kald?r?rken hafifli?ine ?a??rmay?p yüklemi?ler. Ben zaten küçük ya?ta bir kad?nd?m: Hülasa devemi sürüp gitmi?ler. Ordu gittikten sonra gerdanl???m? buldum. Ordugaha geri döndü?üm zaman kimseyi bulamad?m. Herkes gitmi?ti. Önce bulundu?um yere geldim. Beni bir müddet sonra kaybetmi? olduklar?n? farkederek aramaya geleceklerini dü?ündüm. Bu halde iken uyku bast?rm?? ve uyuyup kalm???m. Safvan ?bnu Muattal es-Sülemi -ki bilahere (Zekvan'da ikamet ederek) Zekvani unvan?n? da alm??t?r- (geri gözcülü?ü vazifesiyle) ordugah?n gerilerinde geceyi geçirmi?ti. Sabah olunca benim menzilden geçerken uyuyan bir insan karalt?s? görerek yan?ma geldi. Görür görmez beni tan?d?. Zira örtünme emri gelmezden önce beni görmü?tü. Ben onun istirca sesiyle "?nna lillah ve inna ileyhi raci'un = Biz Allah'?n kullar?y?z ve Allah'a dönüp varaca??z" uyand?m. Derhal ba?örtümle yüzümü örttüm. Allah'ma kasem olsun bana tek kelime konu?mad?, istirca?ndan ba?ka bir tek sözünü de i?itmedim, indi ve devesini ?ht?rd?. Binmem için devenin ön ayaklar?na aya??yla bast?. Ben de bindim. Devemi önden çekti, böylece yol ald?k. Ordu bir yerde konaklad??? s?rada onlara yeti?tik. (Gecikme hadisesini iftira vesilesi yaparak) benim yüzümden helak olanlar oldu. Bu i?te en büyük vebal de Abdullah ?bnu Ubey ?bni Selül'e dü?mü?tü. Medine'ye geldi?imiz zaman bir ay kadar hasta yatt?m. Me?er bu esnada iftira edenlerin dedi-kodular? herkesi me?gul ediyormu?. Benim ise hiçbir ?eyden haberim olmad?. Ancak bir husus bende ku?ku uyand?rm??t?. Resulullah (sav)'da, ba?ka zaman hastalan?nca gördü?üm iltifat ve alakay? göremiyordum. Yan?ma girip selam veriyor, sonra da: "?u sizinki nas?l?" deyip ç?k?yordu. Bu davran???ndan biraz i?killeniyordum ama yine de (ortal??? saran) fitneden bihaberdim. Bu halde nekahet devresine girdim. Bir gece, ben ve Ümmü Mistah o zaman için hela olarak kulland???m?z menas? (denen çukurlar?n bulundu?u semte) do?ru gitmi?tik. Biz buraya, geceden geceye ç?kard?k. (Hicab ayetinden sonra) evlerde helalar in?a edilince ç?kmaz olduk. Bundan önce biz de, eski Araplar?n def-i hacetteki usulüne uyuyorduk. Ben ve Ümmü Mistah -ki bu kad?n Ebu Rühm ?bnu Muttalib ?bni Abdi Menaf'?n k?z?d?r- böylece yürüdük. Onun annesi Ebu Bekri's-S?ddik'in teyzesi olan Sahr ?bnu Amir'in k?z?d?r. O?lu da Mistah ?bnu Üsase ?bnu Ubad ?bni'l-Muttalib'dir. ??imiz bittikten sonra yürüyorduk. Ümmü Mistah, aya?? örtüsüne tak?larak dü?tü. Kad?n (böyle can yak?c? durumlarda soylemnesi adet olan "dü?man?n helak olsun" demedi): "Mistah helak olsun!" diye (o?luna) beddua etti. Ben kad?na: "Amma da yapt?n!" Bedir gazvesine kat?lan bir kimseye beddua ediyorsun ha!" dedim. "Anac???m! onun ne söyledi?ini i?itmedin mi?" dedi. "Ne söylemi? ki?" dedim. Bunun üzerine iftirac?lar?n söylediklerini bir bir anlatt?. Hastal???ma yeni hastal?k kat?ld?. Eve dönünce, Resulullah (sav) yan?ma girdi ve: (?smimi söylemeden) "Adam?n?z nas?l." dedi. Ben: "Ebeveyninim yan?na gitmeye izin ver" dedim. Ben, haberin asl?n? annemle babamdan i?itmek istiyordum. Resulullah (sav) izin verdi, ben de ebeveyninim yanma geldim. Anneme: "Ey anneci?im, halk aras?nda söylenen bu sözler nedir?" dedim. "Ey k?z?m! Sen bu meseleyi büyütme. Allah'a kasem olsun güzel ve kocas?n?n yan?nda sevgili olan, birçok kumalar? (ortak) bulunan bir kad?n hakk?nda her zaman çok dedikodu ederler" dedi. Ben: "Sübhanallah, demek halk böyle söylüyor ha!" dedim. O gece sabaha kadar hiç durmadan a?lad?m. Ne gözümün ya?? dindi, ne de gözüme uyku girdi. Sabah oldu, ben hala a?l?yordum. Resulullah (sav) o gün Ali ?bnu Ebi Talib'i ve Üsame ?bnu Zeyd (ra)'i ça??rm??t?. Benimle ilgili vahyin gecikmesi üzerine ailesiyle ayr?lma hususunda onlarla isti?are ediyordu. Üsame (ra), ehlinin suçsuzlu?u hususunda onlara kar?? içinde besledi?i sevgiye dayanarak, bildi?i hususu ?öyle dile getirmi?ti: "Ey Allah'?n Resulü! Onlar zevcelerinizdir. Allah'a kasem olsun, onlar hakk?nda hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyoruz." Ali ?bnu Ebi Talib de ?öyle demi?ti: "Ey Allah'?n Resulü, Allah sana darl?k vermez. Ondan ba?ka kad?n çoktur. Sen cariyene sor, (onun halini o daha iyi bilir), sana gerçe?i haber verir." Resulullah (sav) bu tavsiye üzerine cariyemiz Berire'yi ça??rd? ve: "Ey Berire, söyle! Ai?e'de sana ?üphe verici bir husus gördün mü?" diye sordu. Berire: "Hay?r! Seni hak üzerine peygamber olarak gönderen Zat-? Zülcelal'e yemin olsun, ben onda fena buldu?um bir ?ey görmedim. Ay?planabilecek tek gördü?üm ?ey ?udur: "Ya?? genç oldu?u için, ailesi için yo?urdu?u hamurun üzerine uyur, bu s?rada gelen keçi, hamurdan yerdi." (Bu soru?turma sonunda) Resulullah (sav) kalk?p mescidde bir hutbe okur. Bu iftiray? ilk defa ç?karan Abdullah ?bni Ubey ?bni Selül hakk?nda söz etmekten özür dileyerek, minberde ?unlar? söyler: "Ehlim hakk?nda bana s?k?nt? veren adam? cezaland?rmada, intikam?m? almada bana kim yard?m edecek? Allah'a yemin olsun ehlim hakk?nda hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyorum. Ad? iftiraya kar??t?r?lan bir adamdan söz ettiler. Onun hakk?nda da hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyorum. O ailemin yan?na ben olmay?nca hiç girmemi?tir." Resulullah (sav)'?n bu sözleri üzerine (Evs kabilesinin reisi) Sa'd ?bnu Muaz (ra) kalkt? ve: "Ey Allah'?n Resulü! Allah'a yemin olsun biz ondan senin intikam?n? al?r?z! E?er Evs kabilesindense boynunu vururuz. Hazreçli karde?lerimizden ise, bize sen emredersin, biz emrini aynen yerine getiririz!" dedi. Hazreç kabilesinin reisi olan Sa'd ?bnu Ubade aya?a kalkt?. Sa'd asl?nda salih bir kimseydi. Ancak (Sa'd ?bnu Muaz'?n konu?mas?ndan al?narak) kabile hamiyet ve gayretine kap?lm??t?. Sa'd ?bnu Muaz'a dönerek ?u sert cevab? verdi: "Vallahi sen yalan söylüyorsun! Sen onu (Abdullah ?bnu Ubey ?bnu Selül'ü) öldüremezsin. öldürtmeye gücün de yetmez." (Ensar'?n ileri gelenlerinden) Useyd ?bnu Hudayr (ra) -ki bu zat da Sa'd ?bnu Muaz'?n amcao?ludur- kalkarak Sa'd ?bnu Ubade'ye ç?k??t?: "Allah'a yemin olsun yalan söyleyen sensin. Onu mutlaka öldürürüz. (Abdullah ?bnu Ubey'e arka ç?k?yorsan) sen de münaf?ks?n, münaf?klar hesab?na kavga ediyorsun!" Derken (Ensar'?n iki kabilesi) Evs ve Hazreç aya?a kalkm??lar ve Resulullah (sav) daha minberde iken, birbirlerine girmeye ramak kalm??t?. Resulullah (sav) sükuneti sa?lay?ncaya kadar gayret sarfetmi? ve minberden inmi?ti. Ben o gün de a?lad?m. Ne gözümün ya?? dindi, ne de gözüme uyku girdi. Müteakip gece de hep a?lad?m: Ne gözümün ya?? dindi ne de bir parça olsun uykum geldi. Sabahleyin annem ve babam yan?ma geldiler. Böylece ben, iki gece bir gündüz aral?ks?z a?lam??t?m. Öyle ki art?k a?lamaktan ci?erlerim parçalanacak diye dü?ünüyordum. Onlar yan?mda oturuyorlar, ben de a?lamaya devam ediyordum. Derken Ensar'dan bir kad?n izin istedi. Ona, gir dedim. Yan?ma oturup o da benimle a?lamaya ba?lad?. Biz bu halde iken Resulullah (sav) girdi. Sonra oturdu. Hakk?mda söylenen ?eyler söyleneliden beri yan?mda hiç oturmam??t?. Bu arada bir ay geçmi? ve meselemle ilgili herhangi bir vahy gelmemi?ti. Resulullah (sav) otururken ?ehadet kelimesini de getirmi?ti. Sonra bana ?unlar? söyledi: "Ey Ai?e, senin hakk?nda bana ?öyle ?öyle sözler ula?t?. E?er bu dedikodulardan beri isen Allah seni vahiyle tebrie edecektir. ?ayet bir günah i?ledi isen Allah Teala'ya tevbe et. Zira kul bir günah i?ler, sonra da günah?n? itirafla tevbe ederse, Allah Teala tevbesini kabul ve affeder." Resulullah (sav) sözlerini tamamlay?nca (izd?rab?m?n ?iddetinden) gözlerimin ya?? kurudu, art?k tek bir damla bile ya? hissetmiyordum. Babama: "Resulullah (sav)'?n sözlerine sen cevap ver" dedim. Babam: "Vallahi Resulullah (sav)'a ne diyece?imi bilemiyorum" dedi. Anneme yönelerek: "Resulullah (sav)'?n söylediklerine sen bari cevap ver" dedim. Annem de: "Vallahi Resulullah (sav)'a ne söyleyece?imi ben de bilemiyorum" dedi. Hz. Ai?e devamla der ki: "Ben ya?? henüz küçük bir kad?nd?m. Kur'an'dan da fazla okumuyordum. Dedim ki: "Vallahi ben biliyorum ki halk?n söyle?ti?i ?eyleri i?ittiniz. Onlar içinize yer etti ve hep inand?n?z. Size: "Günahs?z?m" dedim, inanm?yorsunuz. Yapmad???m bir ?eyi size itiraf etsem, -Allah biliyor ki ben ondan beriyim- beni tasdik edeceksiniz. Allah'a kasem olsun, sizinle benim durumumu anlatacak en iyi örnek Hz. Yusuf'un babas? ve onun ?u sözüdür: "Bana güzelce sab?r gerekir. Anlatt?klarm?za ancak Allah'tan yard?m istenir" (Yusuf, 18). Sonra yüzümü çevirip yata??ma sokuldum. Kasem olsun ben o zaman suçsuz oldu?umu biliyordum ve Allah'?n benim suçsuzlu?umu te'yid edece?ine inan?yordum. Ancak, kesinlikle, Allah'?n benim hakk?mda bir vahiy indirece?ini, bunun (k?yamete kadar) okunaca??n? hiç akl?mdan geçirmedim. Ben, kendimi, Allah'?n herhangi bir ?ekilde tekellüm buyurarak okunacak bir vahiy konusu edilmeye de?er bulmuyordum. Ancak, Resulullah (sav)'?n görece?i bir rüya yoluyla Allah'?n beni tebrie edece?ini ümid ediyordum. Allah'a kasem olsun, Resulullah (sav) daha oturmu? oldu?u yerden kalkmam?? ve ev halk?ndan kimse d??ar? ç?kmam??t? ki Allah, Resulüne vahiy indirdi: Resulullah (sav)'? vahiy s?ras?nda her zaman gelen halet istila etti. Sonra da o hal zail oldu. Resulullah (sav) tebessüm içindeydiler. Konu?tu?u ilk kelime bana ?unu söylemek oldu: "Ey Ai?e Allah'a hamdet. Zira, seni tebrie buyurduk" Annem de bana: "Kalk Resulullah (sav)'a te?ekkür et!" dedi. Ben ise: "Vallahi hay?r, ona te?ekkür etmeyece?im, sadece Allah?ma hamdediyorum. Benim suçsuzlu?umu Rabbim vahiy buyurdu" dedim. Allah'?n indirdi?i vahiy ?öyleydi: "Muhammed'in e?ine o yalan? uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmay?n, o sizin için hay?rl? olmu?tur. O kimselerden herbirine kazand??? günah kar??l??? ceza vard?r. ?çlerinden eleba??l?k yapana ise büyük azab vard?r. Onu i?itti?iniz zaman, erkek-kad?n mü'minlerin, kendiliklerinden hüsnüzanda bulunup da: "Bu apaç?k bir iftirad?r" demeleri gerekmez miydi? Dört ?ahid getirmeleri gerekmez miydi? ??te bunlar ?ahid getirmedikçe, Allah kat?nda yalanc? olanlard?r. Allah'?n dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasayd?, o kötü sözü yayman?zdan ötürü büyük bir azaba u?rard?n?z..." (Nur 20). (Bir sayfa tutan) on ayeti, Cenab-? Hakk benim suçsuzlu?umla ilgili bu ayetleri indirince, Ebü Bekri's-S?ddik (ra) -ki Mistah ?bnu Üsase'ye akrabal??? ve fakirli?i sebebiyle maddi yard?mda bulunuyordu- ?unu söyledi: "Ai?e (ra)'ye bu iftiray? yapt?ktan sonra, ona art?k bir daha yard?m yapmayaca??m." Bunun üzerine ?u vahiy indi: "?çinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yak?nlar?na, dü?künlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler geçsinler. Allah'?n sizi ba???lamas?ndan ho?lanmaz m?s?n?z? Allah ba???layand?r, merhametli oland?r" (Nur, 22). Bunun üzerine Ebu Bekri's-S?ddik (ra): "Evet evet, Allah'a kasem olsun, Allah'?n beni affetmesini çok severim" dedi ve Mistah'a yapmakta oldu?u yard?m? yapmaya devam etti ve: "Ebediyyen yard?m? ondan kesmeyece?im" dedi. Hz. Ai?e (ra) sözlerine devamla dedi ki: Resulullah (sav) tahkik s?ras?nda Zeyneb Bintu Cah?'a da hakk?mda sormu? ve: "Ey Zeyneb, bu hususta ne biliyorsun, ne gördün" demi?ti. O da: "Ey Allah'?n Resulü, ben kula??m?, gözümü i?itmedi?im, görmedi?im ?eyden muhafaza ederim. Ben Ai?e hakk?nda hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyorum!" demi?ti. Zeyneb (ra), Resulullah (sav)'?n zevce-i tahireleri aras?nda (baz? faziletleri sebebiyle) benimle boy ölçü?en birisiydi. Allah vera ve dindarl??? sebebiyle onu (bu meselede müfteriler taraf?nda yer almaktan) korudu. Onun k?z karde?i Hamna ise, onunla mücadeleye koyuldu ve helak olan müfteriler aras?nda helak oldu. Müfteriler aras?nda Hz. Peygamber (sav)'in ?airi Hassan ?bnu Sabit (ra) de vard?. Urve der ki: "Hz. Ai?e (ra) yan?nda Hassan'a kötü söz söylenmesinden ho?lanmazd? ve derdi ki: "O ?u beyti söyleyen kimsedir: "Babam, baban?n babas?, ?rz?m, size kar?? Muhammed (sav)'in ?rz?na bekçidir." Mesrük ?bnu'l-Ecda der ki: "Ben Hz. Ai?e (ra)'nin huzuruna girmi?tim. Yan?nda Hassan ?bnu Sabit (ra)'i gördüm. Hz. Ai?e'ye ?iir okuyor, baz? beyitleri kendisiyle tezyin ediyordu. ?unu okudu: "Afifdir, a??rd?r, iffetinden ?üphe ne mümkün! Kötü dü?ünceden uzak olanlar?n etleri bile onu aç b?rak?r." Hz. Ai?e (ra) ona, "Fakat sen böyle de?ilsin" dedi. Mesrük Hz. Ai?e'ye dedi ki: "Sen nas?l olur da Hassan?n yan?na girmesine izin verirsin, o ki, hakk?nda Allah ?öyle buyurmu?tur: "?çlerinden eleba??l?k yapana ise büyük azab vard?r." Hz. Ai?e (ra) ?u cevab? verdi: "Körlükten daha ?iddetli bir azab var m?!" Hz. Ai?e sonra ?unu da söyledi "O, Resulullah (sav)'? müdafaa ediyordu."
Kaynak: Buhari, ?ehadat, 15, 30, Hibe 15, Cihad 64, Megazi 11, 34, Tefsir, Yusuf 3, Nur 6, 11, Eyman 18, ?'t
Gönder | Yazdır ] | |
|
|
|