| Hadis No : 0707 | | Ravi: Amr ?bnu ?u'ayb | | Tanım: Ravi, babas?, dedesi tarikiyle rivayet ediyor: Kendisine Mersed ?bnu Ebi Mersed denen bir zat (ra) vard?. Mekke'den Medine'ye esir ta??rd?. Mekke'de Anak ad?nda fahi?e bir kad?n bu adam?n dostu idi. Mekkeli esirlerden birine, kendisini götürmeyi vaadetmi?ti. (?imdi hikayesini kendisinden dinleyelim): Mersed der ki: Mekke'ye geldim, Mekke'nin duvarlar?ndan birinin gölgesine mehtapl? bir gecede indim. Derken Anak geldi, duvar?n dibindeki gölgemin karalt?s?n? gördü. Yan?ma gelince beni tan?d? ve: "Mersed'sin de?il mi?" dedi. Ben: "Evet Mersed'im" dedim. "Merhaba, ho? geldin, gel yan?m?zda geceyi geçir!" dedi. Ben: "Hay?r, ey Anak, Allah zinay? haram etti" dedim. Kad?n: "Ey çad?r ahalisi, bu adam esirlerinizi götürüyor!" diye ba??rd?. Kaçt?m. Beni sekiz ki?i takip etti. Handeme Da??'n?n yolunu tuttum, bir ma?araya girdim. Takipçiler arkamdan gelip ma?aran?n a?z?n? tuttular. Tepemden üzerime bevlettiler. Sidikleri ba??ma isabet etti. Ancak Allah, onlar?n beni görmelerine mani oldu. Sonra dönüp gittiler. Ben de arkada??m?n yanma döndüm. Onu s?rtland?m. A??r birisiydi. Mekke'nin d???ndaki ?zhir denen mevkiye geldim. Orada demir buka??lar?n? çözdüm. Onu s?rt?mda ta??yordum. Beni çok yormu?tu. Nihayet Medine'ye geldim. Resulullah (a.s.)'?n huzuruna ç?kt?m: "Ey Allah'?n Resulü, Anak'la evleneyim mi?" dedim. Resulullah (sav) cevap vermedi. Sonra ?u ayet indi: "Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kad?nla evlenebilir. Zina eden kad?nla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir..." (Nur, 3). Bu vahiy üzerine Resulullah (sav) bana: "Ey Mersed, zina eden erkek ancak zina eden veya putperest bir kad?nla evlenebilir. Zina eden kad?nla da ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir, onunla evlenme!" dedi. | Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nur, (3176); Ebu Davud, Nikah 5, (2051); Nesai, Nikah 12, (6, 66)
Gönder | Yazdır ] | |
| Hadis No : 0708 | | Ravi: ?bnu Abbas | | Tanım: Hilal ?bnu Ümeyye (ra) Resulullah (sav)'?n yan?nda, han?m?n?n ?erik ?bnu ?ahma ile zina yapt???n? söyledi.Resulullah (sav): "Ya delil getirirsin veya s?rt?na hadd tatbik edilir" dedi. Hilal: "Ey Allah'?n Resulü! Birimiz, han?m? üzerinde bir adam görse, ko?up delil mi arayacak?" dedi. Resulullah (sav) önceki sözünü tekrar ediyordu: Ya delil getirirsin ya da s?rt?na had uygulan?r." Bunun üzerine Hilal: "Seni hak üzerine gönderen Zat'a kasem olsun do?ruyu söylüyorum. Mutlaka Allah s?rt?m? hadden kurtaracak bir vahiy gönderecektir" dedi. Cibril (a.s.) indi ve ?u vahyi indirdi: "Kar?lar?na zina isnad edip de kendilerinden ba?ka ?ahidleri olmayanlar?n ?ahidli?i, kendisinin do?ru sözlülerden oldu?una Allah'? dört defa ?ahid tutmas?yla olur. Be?incisinde e?er yalanc?lardan ise Allah'?n lanetinin kendisine olmas?n? diler" (Nur 6-7). Resulullah (sav) oradan ayr?ld?. Onlara adam gönderdi. Hilal geldi (lanet okuyarak) ?ehadette bulundu. Resulullah (sav): "Allah biliyor ki, ikinizden biriniz yalanc?s?n?z, tevbekar olan?n?z var m??" dedi. Sonra kad?n kalkt?, o da ?ehadetde bulundu. Kad?n be?inci ?ehadette iken kad?n? durdurdular ve: "Be?ince ?ehadet, (yalanc? oldu?un takdirde) ?iddetli azab gerektirir" dediler. ?bnu Abbas der ki: Bunun üzerine kad?n duraklad? ve sükut etti. Öyle ki, yeminden rücü edece?ini sand?k. Sonra: "Hay?r, vallahi kavmimi bundan böyle mahcup hale dü?ürmeyece?im" dedi ve yeminini tamamlad?. Resulullah (sav): "?yi bak?n, e?er bu kad?n gözleri sürmeli, kabalar? iri, bacaklar? kal?n bir çocuk do?urursa bilin ki bu çocuk ?erik ?bnu Sahma'dand?r" buyurdu. Gerçekten de bu evsafta bir çocuk do?urdu. Bunun üzerine Resulullah (sav) ?öyle söylediler: "E?er, Allah'?n Kitab?'nda kad?n?n yemini ile haddin dü?ece?i hususunda hüküm gelmemi? olsayd?, (çocuktaki bu benzerlikten hareketle kad?n?n zanili?ine hükmederdim ve) onun benden görece?i vard?." | Kaynak: Buhari, Tefsir, Nur 3, ?ehadat 21, Talak 28; Ebu Davud, Talak 27, (2254); Tirmizi, Tefsir, Nur, (317
Gönder | Yazdır ] | |
| Hadis No : 0709 | | Ravi: Zühri | | Tanım: Urve ve ba?kalar?ndan alm?? olarak Hz. Ai?e'nin ?u rivayetini nakleder: Hz. Ai?e (ra) buyurmu?tur ki: "Resulullah (sav) bir sefere ç?kaca?? zaman kad?nlar? aras?nda kur'a çeker, kur'a kime ç?karsa onu beraberinde sefere götürürdü. Bir sefer s?ras?nda da benim okum ç?kt? ve yolculu?una ben refakat ettim. Bu sefer, örtünme emri geldikten sonra idi. Ben yol s?ras?nda deve s?rt?nda giden bir mahmil içinde ta??n?yordum. Konak yerlerinde de onun içinde iken iniyordum. Resulullah (sav)'?n o gazvesi sona erinceye kadar hep böyle yol ald?k. Nihayet geri döndü ve Medine'ye yak?n bir yerde konaklad?k. Geceleyin bir müddet kald?ktan sonra dönü? emri verildi. Dönü? emri ç?kt??? s?rada ben kalk?p (kaza-y? hacet için tek ba??ma) ordudan ayr?l?p gittim, ihtiyac?m? gördükten sonra bine?ime geri geldim. O s?rada gö?sümü yoklad?m. Yemenin göz boncu?undan yap?lm?? gerdanl???m kopmu?tu. Aramak üzere geri döndüm. Onu aramak beni epeyce oyalad?. Benim bine?imle me?gul olan askerler gelip mahmilimi deveme yüklemi?ler. Zannetmi?ler ki ben mahmilin içindeyim. O zamanlar kad?nlar çok hafifti. Az yedikleri için ?i?man de?illerdi. Askerler mahmilimi kald?r?rken hafifli?ine ?a??rmay?p yüklemi?ler. Ben zaten küçük ya?ta bir kad?nd?m: Hülasa devemi sürüp gitmi?ler. Ordu gittikten sonra gerdanl???m? buldum. Ordugaha geri döndü?üm zaman kimseyi bulamad?m. Herkes gitmi?ti. Önce bulundu?um yere geldim. Beni bir müddet sonra kaybetmi? olduklar?n? farkederek aramaya geleceklerini dü?ündüm. Bu halde iken uyku bast?rm?? ve uyuyup kalm???m. Safvan ?bnu Muattal es-Sülemi -ki bilahere (Zekvan'da ikamet ederek) Zekvani unvan?n? da alm??t?r- (geri gözcülü?ü vazifesiyle) ordugah?n gerilerinde geceyi geçirmi?ti. Sabah olunca benim menzilden geçerken uyuyan bir insan karalt?s? görerek yan?ma geldi. Görür görmez beni tan?d?. Zira örtünme emri gelmezden önce beni görmü?tü. Ben onun istirca sesiyle "?nna lillah ve inna ileyhi raci'un = Biz Allah'?n kullar?y?z ve Allah'a dönüp varaca??z" uyand?m. Derhal ba?örtümle yüzümü örttüm. Allah'ma kasem olsun bana tek kelime konu?mad?, istirca?ndan ba?ka bir tek sözünü de i?itmedim, indi ve devesini ?ht?rd?. Binmem için devenin ön ayaklar?na aya??yla bast?. Ben de bindim. Devemi önden çekti, böylece yol ald?k. Ordu bir yerde konaklad??? s?rada onlara yeti?tik. (Gecikme hadisesini iftira vesilesi yaparak) benim yüzümden helak olanlar oldu. Bu i?te en büyük vebal de Abdullah ?bnu Ubey ?bni Selül'e dü?mü?tü. Medine'ye geldi?imiz zaman bir ay kadar hasta yatt?m. Me?er bu esnada iftira edenlerin dedi-kodular? herkesi me?gul ediyormu?. Benim ise hiçbir ?eyden haberim olmad?. Ancak bir husus bende ku?ku uyand?rm??t?. Resulullah (sav)'da, ba?ka zaman hastalan?nca gördü?üm iltifat ve alakay? göremiyordum. Yan?ma girip selam veriyor, sonra da: "?u sizinki nas?l?" deyip ç?k?yordu. Bu davran???ndan biraz i?killeniyordum ama yine de (ortal??? saran) fitneden bihaberdim. Bu halde nekahet devresine girdim. Bir gece, ben ve Ümmü Mistah o zaman için hela olarak kulland???m?z menas? (denen çukurlar?n bulundu?u semte) do?ru gitmi?tik. Biz buraya, geceden geceye ç?kard?k. (Hicab ayetinden sonra) evlerde helalar in?a edilince ç?kmaz olduk. Bundan önce biz de, eski Araplar?n def-i hacetteki usulüne uyuyorduk. Ben ve Ümmü Mistah -ki bu kad?n Ebu Rühm ?bnu Muttalib ?bni Abdi Menaf'?n k?z?d?r- böylece yürüdük. Onun annesi Ebu Bekri's-S?ddik'in teyzesi olan Sahr ?bnu Amir'in k?z?d?r. O?lu da Mistah ?bnu Üsase ?bnu Ubad ?bni'l-Muttalib'dir. ??imiz bittikten sonra yürüyorduk. Ümmü Mistah, aya?? örtüsüne tak?larak dü?tü. Kad?n (böyle can yak?c? durumlarda soylemnesi adet olan "dü?man?n helak olsun" demedi): "Mistah helak olsun!" diye (o?luna) beddua etti. Ben kad?na: "Amma da yapt?n!" Bedir gazvesine kat?lan bir kimseye beddua ediyorsun ha!" dedim. "Anac???m! onun ne söyledi?ini i?itmedin mi?" dedi. "Ne söylemi? ki?" dedim. Bunun üzerine iftirac?lar?n söylediklerini bir bir anlatt?. Hastal???ma yeni hastal?k kat?ld?. Eve dönünce, Resulullah (sav) yan?ma girdi ve: (?smimi söylemeden) "Adam?n?z nas?l." dedi. Ben: "Ebeveyninim yan?na gitmeye izin ver" dedim. Ben, haberin asl?n? annemle babamdan i?itmek istiyordum. Resulullah (sav) izin verdi, ben de ebeveyninim yanma geldim. Anneme: "Ey anneci?im, halk aras?nda söylenen bu sözler nedir?" dedim. "Ey k?z?m! Sen bu meseleyi büyütme. Allah'a kasem olsun güzel ve kocas?n?n yan?nda sevgili olan, birçok kumalar? (ortak) bulunan bir kad?n hakk?nda her zaman çok dedikodu ederler" dedi. Ben: "Sübhanallah, demek halk böyle söylüyor ha!" dedim. O gece sabaha kadar hiç durmadan a?lad?m. Ne gözümün ya?? dindi, ne de gözüme uyku girdi. Sabah oldu, ben hala a?l?yordum. Resulullah (sav) o gün Ali ?bnu Ebi Talib'i ve Üsame ?bnu Zeyd (ra)'i ça??rm??t?. Benimle ilgili vahyin gecikmesi üzerine ailesiyle ayr?lma hususunda onlarla isti?are ediyordu. Üsame (ra), ehlinin suçsuzlu?u hususunda onlara kar?? içinde besledi?i sevgiye dayanarak, bildi?i hususu ?öyle dile getirmi?ti: "Ey Allah'?n Resulü! Onlar zevcelerinizdir. Allah'a kasem olsun, onlar hakk?nda hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyoruz." Ali ?bnu Ebi Talib de ?öyle demi?ti: "Ey Allah'?n Resulü, Allah sana darl?k vermez. Ondan ba?ka kad?n çoktur. Sen cariyene sor, (onun halini o daha iyi bilir), sana gerçe?i haber verir." Resulullah (sav) bu tavsiye üzerine cariyemiz Berire'yi ça??rd? ve: "Ey Berire, söyle! Ai?e'de sana ?üphe verici bir husus gördün mü?" diye sordu. Berire: "Hay?r! Seni hak üzerine peygamber olarak gönderen Zat-? Zülcelal'e yemin olsun, ben onda fena buldu?um bir ?ey görmedim. Ay?planabilecek tek gördü?üm ?ey ?udur: "Ya?? genç oldu?u için, ailesi için yo?urdu?u hamurun üzerine uyur, bu s?rada gelen keçi, hamurdan yerdi." (Bu soru?turma sonunda) Resulullah (sav) kalk?p mescidde bir hutbe okur. Bu iftiray? ilk defa ç?karan Abdullah ?bni Ubey ?bni Selül hakk?nda söz etmekten özür dileyerek, minberde ?unlar? söyler: "Ehlim hakk?nda bana s?k?nt? veren adam? cezaland?rmada, intikam?m? almada bana kim yard?m edecek? Allah'a yemin olsun ehlim hakk?nda hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyorum. Ad? iftiraya kar??t?r?lan bir adamdan söz ettiler. Onun hakk?nda da hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyorum. O ailemin yan?na ben olmay?nca hiç girmemi?tir." Resulullah (sav)'?n bu sözleri üzerine (Evs kabilesinin reisi) Sa'd ?bnu Muaz (ra) kalkt? ve: "Ey Allah'?n Resulü! Allah'a yemin olsun biz ondan senin intikam?n? al?r?z! E?er Evs kabilesindense boynunu vururuz. Hazreçli karde?lerimizden ise, bize sen emredersin, biz emrini aynen yerine getiririz!" dedi. Hazreç kabilesinin reisi olan Sa'd ?bnu Ubade aya?a kalkt?. Sa'd asl?nda salih bir kimseydi. Ancak (Sa'd ?bnu Muaz'?n konu?mas?ndan al?narak) kabile hamiyet ve gayretine kap?lm??t?. Sa'd ?bnu Muaz'a dönerek ?u sert cevab? verdi: "Vallahi sen yalan söylüyorsun! Sen onu (Abdullah ?bnu Ubey ?bnu Selül'ü) öldüremezsin. öldürtmeye gücün de yetmez." (Ensar'?n ileri gelenlerinden) Useyd ?bnu Hudayr (ra) -ki bu zat da Sa'd ?bnu Muaz'?n amcao?ludur- kalkarak Sa'd ?bnu Ubade'ye ç?k??t?: "Allah'a yemin olsun yalan söyleyen sensin. Onu mutlaka öldürürüz. (Abdullah ?bnu Ubey'e arka ç?k?yorsan) sen de münaf?ks?n, münaf?klar hesab?na kavga ediyorsun!" Derken (Ensar'?n iki kabilesi) Evs ve Hazreç aya?a kalkm??lar ve Resulullah (sav) daha minberde iken, birbirlerine girmeye ramak kalm??t?. Resulullah (sav) sükuneti sa?lay?ncaya kadar gayret sarfetmi? ve minberden inmi?ti. Ben o gün de a?lad?m. Ne gözümün ya?? dindi, ne de gözüme uyku girdi. Müteakip gece de hep a?lad?m: Ne gözümün ya?? dindi ne de bir parça olsun uykum geldi. Sabahleyin annem ve babam yan?ma geldiler. Böylece ben, iki gece bir gündüz aral?ks?z a?lam??t?m. Öyle ki art?k a?lamaktan ci?erlerim parçalanacak diye dü?ünüyordum. Onlar yan?mda oturuyorlar, ben de a?lamaya devam ediyordum. Derken Ensar'dan bir kad?n izin istedi. Ona, gir dedim. Yan?ma oturup o da benimle a?lamaya ba?lad?. Biz bu halde iken Resulullah (sav) girdi. Sonra oturdu. Hakk?mda söylenen ?eyler söyleneliden beri yan?mda hiç oturmam??t?. Bu arada bir ay geçmi? ve meselemle ilgili herhangi bir vahy gelmemi?ti. Resulullah (sav) otururken ?ehadet kelimesini de getirmi?ti. Sonra bana ?unlar? söyledi: "Ey Ai?e, senin hakk?nda bana ?öyle ?öyle sözler ula?t?. E?er bu dedikodulardan beri isen Allah seni vahiyle tebrie edecektir. ?ayet bir günah i?ledi isen Allah Teala'ya tevbe et. Zira kul bir günah i?ler, sonra da günah?n? itirafla tevbe ederse, Allah Teala tevbesini kabul ve affeder." Resulullah (sav) sözlerini tamamlay?nca (izd?rab?m?n ?iddetinden) gözlerimin ya?? kurudu, art?k tek bir damla bile ya? hissetmiyordum. Babama: "Resulullah (sav)'?n sözlerine sen cevap ver" dedim. Babam: "Vallahi Resulullah (sav)'a ne diyece?imi bilemiyorum" dedi. Anneme yönelerek: "Resulullah (sav)'?n söylediklerine sen bari cevap ver" dedim. Annem de: "Vallahi Resulullah (sav)'a ne söyleyece?imi ben de bilemiyorum" dedi. Hz. Ai?e devamla der ki: "Ben ya?? henüz küçük bir kad?nd?m. Kur'an'dan da fazla okumuyordum. Dedim ki: "Vallahi ben biliyorum ki halk?n söyle?ti?i ?eyleri i?ittiniz. Onlar içinize yer etti ve hep inand?n?z. Size: "Günahs?z?m" dedim, inanm?yorsunuz. Yapmad???m bir ?eyi size itiraf etsem, -Allah biliyor ki ben ondan beriyim- beni tasdik edeceksiniz. Allah'a kasem olsun, sizinle benim durumumu anlatacak en iyi örnek Hz. Yusuf'un babas? ve onun ?u sözüdür: "Bana güzelce sab?r gerekir. Anlatt?klarm?za ancak Allah'tan yard?m istenir" (Yusuf, 18). Sonra yüzümü çevirip yata??ma sokuldum. Kasem olsun ben o zaman suçsuz oldu?umu biliyordum ve Allah'?n benim suçsuzlu?umu te'yid edece?ine inan?yordum. Ancak, kesinlikle, Allah'?n benim hakk?mda bir vahiy indirece?ini, bunun (k?yamete kadar) okunaca??n? hiç akl?mdan geçirmedim. Ben, kendimi, Allah'?n herhangi bir ?ekilde tekellüm buyurarak okunacak bir vahiy konusu edilmeye de?er bulmuyordum. Ancak, Resulullah (sav)'?n görece?i bir rüya yoluyla Allah'?n beni tebrie edece?ini ümid ediyordum. Allah'a kasem olsun, Resulullah (sav) daha oturmu? oldu?u yerden kalkmam?? ve ev halk?ndan kimse d??ar? ç?kmam??t? ki Allah, Resulüne vahiy indirdi: Resulullah (sav)'? vahiy s?ras?nda her zaman gelen halet istila etti. Sonra da o hal zail oldu. Resulullah (sav) tebessüm içindeydiler. Konu?tu?u ilk kelime bana ?unu söylemek oldu: "Ey Ai?e Allah'a hamdet. Zira, seni tebrie buyurduk" Annem de bana: "Kalk Resulullah (sav)'a te?ekkür et!" dedi. Ben ise: "Vallahi hay?r, ona te?ekkür etmeyece?im, sadece Allah?ma hamdediyorum. Benim suçsuzlu?umu Rabbim vahiy buyurdu" dedim. Allah'?n indirdi?i vahiy ?öyleydi: "Muhammed'in e?ine o yalan? uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmay?n, o sizin için hay?rl? olmu?tur. O kimselerden herbirine kazand??? günah kar??l??? ceza vard?r. ?çlerinden eleba??l?k yapana ise büyük azab vard?r. Onu i?itti?iniz zaman, erkek-kad?n mü'minlerin, kendiliklerinden hüsnüzanda bulunup da: "Bu apaç?k bir iftirad?r" demeleri gerekmez miydi? Dört ?ahid getirmeleri gerekmez miydi? ??te bunlar ?ahid getirmedikçe, Allah kat?nda yalanc? olanlard?r. Allah'?n dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasayd?, o kötü sözü yayman?zdan ötürü büyük bir azaba u?rard?n?z..." (Nur 20). (Bir sayfa tutan) on ayeti, Cenab-? Hakk benim suçsuzlu?umla ilgili bu ayetleri indirince, Ebü Bekri's-S?ddik (ra) -ki Mistah ?bnu Üsase'ye akrabal??? ve fakirli?i sebebiyle maddi yard?mda bulunuyordu- ?unu söyledi: "Ai?e (ra)'ye bu iftiray? yapt?ktan sonra, ona art?k bir daha yard?m yapmayaca??m." Bunun üzerine ?u vahiy indi: "?çinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yak?nlar?na, dü?künlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler geçsinler. Allah'?n sizi ba???lamas?ndan ho?lanmaz m?s?n?z? Allah ba???layand?r, merhametli oland?r" (Nur, 22). Bunun üzerine Ebu Bekri's-S?ddik (ra): "Evet evet, Allah'a kasem olsun, Allah'?n beni affetmesini çok severim" dedi ve Mistah'a yapmakta oldu?u yard?m? yapmaya devam etti ve: "Ebediyyen yard?m? ondan kesmeyece?im" dedi. Hz. Ai?e (ra) sözlerine devamla dedi ki: Resulullah (sav) tahkik s?ras?nda Zeyneb Bintu Cah?'a da hakk?mda sormu? ve: "Ey Zeyneb, bu hususta ne biliyorsun, ne gördün" demi?ti. O da: "Ey Allah'?n Resulü, ben kula??m?, gözümü i?itmedi?im, görmedi?im ?eyden muhafaza ederim. Ben Ai?e hakk?nda hay?rdan ba?ka bir ?ey bilmiyorum!" demi?ti. Zeyneb (ra), Resulullah (sav)'?n zevce-i tahireleri aras?nda (baz? faziletleri sebebiyle) benimle boy ölçü?en birisiydi. Allah vera ve dindarl??? sebebiyle onu (bu meselede müfteriler taraf?nda yer almaktan) korudu. Onun k?z karde?i Hamna ise, onunla mücadeleye koyuldu ve helak olan müfteriler aras?nda helak oldu. Müfteriler aras?nda Hz. Peygamber (sav)'in ?airi Hassan ?bnu Sabit (ra) de vard?. Urve der ki: "Hz. Ai?e (ra) yan?nda Hassan'a kötü söz söylenmesinden ho?lanmazd? ve derdi ki: "O ?u beyti söyleyen kimsedir: "Babam, baban?n babas?, ?rz?m, size kar?? Muhammed (sav)'in ?rz?na bekçidir." Mesrük ?bnu'l-Ecda der ki: "Ben Hz. Ai?e (ra)'nin huzuruna girmi?tim. Yan?nda Hassan ?bnu Sabit (ra)'i gördüm. Hz. Ai?e'ye ?iir okuyor, baz? beyitleri kendisiyle tezyin ediyordu. ?unu okudu: "Afifdir, a??rd?r, iffetinden ?üphe ne mümkün! Kötü dü?ünceden uzak olanlar?n etleri bile onu aç b?rak?r." Hz. Ai?e (ra) ona, "Fakat sen böyle de?ilsin" dedi. Mesrük Hz. Ai?e'ye dedi ki: "Sen nas?l olur da Hassan?n yan?na girmesine izin verirsin, o ki, hakk?nda Allah ?öyle buyurmu?tur: "?çlerinden eleba??l?k yapana ise büyük azab vard?r." Hz. Ai?e (ra) ?u cevab? verdi: "Körlükten daha ?iddetli bir azab var m?!" Hz. Ai?e sonra ?unu da söyledi "O, Resulullah (sav)'? müdafaa ediyordu." | Kaynak: Buhari, ?ehadat, 15, 30, Hibe 15, Cihad 64, Megazi 11, 34, Tefsir, Yusuf 3, Nur 6, 11, Eyman 18, ?'t
Gönder | Yazdır ] | |
| Hadis No : 0710 | | Ravi: Ai?e | | Tanım: Benim özrümle ilgili ayet indi?i zaman Resulullah (sav) minbere ç?kt?, günahs?z oldu?umu belirtti, arkas?ndan ilgili ayetleri okudu ve iki kad?n ve bir erke?in cezaland?r?lmalar?n? emretti. Üçü de had cezas? olan celde'ye (de?neklenmeye) tabi tutuldular. | Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Nur (3180)
Gönder | Yazdır ] | |
| Hadis No : 0711 | | Ravi: Ai?e | | Tanım: Allah ilk muhacir kad?nlara rahmetini bol k?ls?n; "Kad?nlar ba? örtülerini yakalar?n?n üzerini (örtecek ?ekilde) koysunlar" (Nur 31) ayeti indi?i zaman örtülerini (kenardan) y?rtarak onunla (yüzlerini de) örttüler. | Kaynak: Buhari, Tefsir, Nur 12; Ebu Davud, Libas 33, (4102)
Gönder | Yazdır ] | |
| Hadis No : 0712 | | Ravi: ?bnu Abbas | | Tanım: (Ey Muhamed)! Mü'min kad?nlara da söyle! Gözlerini bak?lmas? yasak olandan çevirsinler iffetlerini korusunlar... diye ba?lay?p kad?nlara örtünmeyi emreden ayeti (Nur 31) daha sonra gelen ?u ayet neshetti ve istisna getirdi: "Evlenme ümidi kalmayan ihtiyarlay?p oturmu? kad?nlara, süslerini aç??a vurmamak ?art?yla d?? esvablar?n? ç?karmaktan ötürü sorumluluk yoktur. Ama sak?nmalar? kendileri için daha hay?rl? olur" (Nur 60). | Kaynak: Ebu Davud, Libas 37 (4111)
Gönder | Yazdır ] | |
| Hadis No : 0713 | | Ravi: Cabir | | Tanım: Abdullah ?bnu Übey ?bni Selül cariyesine: "Git biraz fahi?elik yap (da para kazan)" diye emretti. Bunun üzerine Cenab-? Hakk: "Dünya hayatinin geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuh?a zorlamay?n..." (Nur 33) mealindeki ayeti inzal buyurdu. | Kaynak: Müslim, Tefsir 26, (3029); Ebu Davud, Talak 50, (2311)
Gönder | Yazdır ] | |
| Hadis No : 0714 | | Ravi: ?krime | | Tanım: Irak ahalisinden bir grub ?bnu Abbas (ra)'a dediler ki: ?u ayet hakk?nda ne dersiniz? "Ey iman edenler! Ellerinizin alt?nda olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginli?e ermemi? olanlar sabah namaz?ndan önce, ö?le s?ca??ndan soyundu?unuzda ve yats? namaz?ndan sonra yan?n?za gireceklerinde üç defa izin istesinler. Bunlar sizin için aç?k bulunabilece?iniz üç vakittir. Bu vakitlerin d???nda birbirinizin yan?na girip ç?kmakta,size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah size ayetlerini böyle aç?klar. Allah bilendir. Hakimidir" (Nur 58). Cenab-? Hakk burada kesin emirde bulundu?u halde biz bunlar? tatbik etmiyoruz, dediler. ?bnu Abbas (ra): "Allah mü'minlere kar?? halim ve rahimdir. Onlar? örtmeyi sever, insanlar o zaman evlerinde ne örtü ne de perde kullanm?yorlard?. Bazan hizmetçisi veya evlad? veya yetimesi, ki?i ehlinin üzerinde iken ç?kagelirdi. Cenab-? Hakk bunun üzerine, mezkur avret vakitlerinde izin istemeyi emretti. Böylece Allahu Teala onlara örtü ve hay?r getirdi. Ne var ki, hala bu emirle amel eden tek ki?i görmedim." | Kaynak: Ebu Davud, Edeb 141 (5191, 5192)
Gönder | Yazdır ] | |
|